BAŞKANDAN
Küresel gıda ticareti 2026 yılına, özellikle buğdayda arz ve tüketimdeki artış beklentileriyle görece olumlu bir görünümle girmeye hazırlanıyor. Çin, Türkiye ve AB gibi büyük üretici ve tüketici ülkelerde dönem başı stoklarındaki daralma dikkat çekiyor olsa da dünya buğday üretiminin rekor seviyelere ulaşacağı öngörülüyor. Buğday başta olmak üzere temel ürünlerde arz güvenliği yeniden küresel gündemin merkezine otururken, Türkiye sahip olduğu üretim kapasitesi, coğrafi avantajları ve güçlü sanayi altyapısıyla bu dönüşümün stratejik aktörlerinden biri haline geliyor. Tarım-sanayi entegrasyonu, ülkemizin gıda sektöründeki rekabet gücünü her geçen gün artırıyor. İklimsel dalgalanmalara, küresel fiyat baskılarına ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklara rağmen, Türk gıda sektörü dayanıklılığı, verimliliği ve yenilikçi yaklaşımıyla güçlü konumunu koruyor. Bu tablo, Türkiye’nin sadece üretici değil, aynı zamanda bölgesel bir gıda üssü haline geldiğini gösteriyor.

Sektörümüzün ihracat performansına baktığımızda, yılın geride kalan bölümünde dirençli bir tabloyla karşılaşıyoruz. Değer bazlı artış, özellikle çikolatalı ve kakaolu mamuller ile ayçiçek yağı gibi katma değerli ürünlerde birim fiyat avantajından kaynaklanıyor. Bu eğilim, sektörümüzün düşük hacimli ama yüksek fiyatlı ürünlerdeki rekabetçiliğini güçlendiriyor. Geleneksel pazarlarımızda yaşanan daralmalar, yeni pazarlardaki yükselişlerle dengeleniyor. Bu gelişmeler, pazar çeşitlendirme stratejilerimizin önemini teyit ederken; un ve makarna gibi hacimli kalemlerdeki gerileme ise küresel tüketim alışkanlıklarındaki değişimi yansıtıyor. Bu ürün gruplarında rekabetçiliğimizi yeniden kazanabilmek için ürün–pazar uyumunu ve maliyet yapımızı dikkate alarak stratejilerimizi güncellememiz gerekli. Rekabetin yoğunlaştığı böyle bir dönemde, firmalarımızın mevcut pazarlarına odaklanmakla yetinmeyip, yeni bölgelerde etkinliklerini artırmaları, kurumsallaşmalarını hızlandırmaları ve değişen dinamiklere uyum sağlayacak stratejiler geliştirmeleri gerekiyor.
Sektör Kurulumuz, ona bağlı İhracatçı Birlikleri, TGDF ve ETÜDER’i bir araya getiren “Türkiye Gıda Platformu” olarak, küresel vizyonumuzu daha ileriye taşıyacak önemli bir adım daha atıyoruz. TÜYAP ve ALZ iş birliğinde, 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek “Foodist İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı” ile Türkiye’nin gıda ihracatındaki iddiasını tüm dünyaya göstermeye hazırlanıyoruz. Bu fuar, sadece ticari bir buluşma noktası değil; aynı zamanda ülkemizin gıda sektöründeki yenilikçi yaklaşımını, uluslararası pazarlardaki gücünü ve geleceğe dair vizyonunu yansıtan bir vitrin olacaktır. Amacımız, Foodist İstanbul’u dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri haline getirerek Türkiye’yi küresel gıda ticaretinin gerçek merkezi konumuna taşımaktır.
Bizler, topraktan gelen gücümüzü sanayiyle, ihracatla ve ortak hedeflerle birleştirerek Türkiye’yi dünya gıda ticaretinde daha da yukarılara taşıyacak iradeye sahibiz. Bu yürüyüşümüzde bizlere destek olan Ticaret Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve 6 İhracatçı Birliğimize şükranlarımı sunuyor; üretimin, emeğin ve ihracatın bereketle taçlandığı bir dönem diliyorum.
Ahmet Tiryakioğlu
Türkiye Gıda İhracatçıları Başkanı

